susmak değilmiş hisleri içine atmak...
susmak;aslında en büyük ödül,en büyük ceza,en büyük değermiş...
susmak;farkında olmakmış...
-acıyı yutkunup geçirmekmiş...
-en büyük sevgiymiş...sevgiyi anlatmakmış...
-kelimeleri yaptığın gibi,hayatında en baş köşeye koyduğun insanın birden al aşağı olmasına seyirci kalmak gibiymiş...
susmak;bazen içinde hissettiğin en derin yara bazen ise bir ufak mutlu anmış...
-anılara minnetmiş herşeyden önce....ağızdan kelimeler kontrolsüzce çıktığı anda zarar görceğini bilmekmiş...
-ağlamak,haykırmak,kan kusmakmış...
-büyümek...olgunlaşmak...nasır tutmakmış...
-şarkılara sığınmak...onlardan medet ummakmış...
susmak;yürek buruklukluğu,kalp kırıklığı,can kırıklığıymış...
-kendini en güzel hikayelerde hayal etmekmiş yeniden...
-umutmuş....belki yeniden diyebilme cesaretini kendinde görebilmekmiş...
-kaçtığın her duyguya yeniden yeniden yeniden kapılmakmış...
susmak;kaçışmış...gözlerden aldığın cesareti yürekte yitirmekmiş...
sustuğumda anladım...anladıkça sustum...sustukça sevgimi kendime saklamayı öğrendim...öğrendikçe yara aldım....yara aldıkça nasır tuttum...vazgeçtim ben...eğer aşk buysa...bırakın sevmeyin beni....
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
böyl eiçine kapanma sayın SeRRa bir gün elbet olcak ki oluyordurda he ?
AŞK... dedi ki...
21 Haziran 2008 01:51
tam şebnem dinlerken karşıma çıkması böyle bir yazının ne güzel oldu. Bırak aşk masalsa gerçek olsun, yeter ki dolu hayatlar gibi sonsuz olsun.
bi'havalarbi'seyler dedi ki...
21 Haziran 2008 14:34